Evrim Nereye Gidiyor? Gelecekte Neye Evrimleşeceğiz? Türlerin Geleceği Üzerine...

Yazdır Evrim Nereye Gidiyor? Gelecekte Neye Evrimleşeceğiz? Türlerin Geleceği Üzerine...

Merhaba arkadaşlar,

 

Son zamanlarda oldukça sık şekilde bu soru hakkında sorular almaya başladık. Anlıyoruz ki, okurlarımız artık Evrim Kuramı'nı tamamen bitirdiler, geleceği merak etmeye başladılar. Bu hem güzel, hem kötü bir şey. Güzel, çünkü merak güzeldir, her halükarda. Kötü, hatta çok kötü, çünkü bu sorunun soruluyor olması, Evrim hakkında hala hiçbir şey bilmiyoruz demek. Umarız bu yazıyla bazı noktaları açığa kavuşturarak Evrim'i anlamaya bir adım daha yaklaşmış olacağız.

 

İlk olarak, aslında bu sorunun cevabını daha önce vermiştik: 

 

https://www.facebook.com/note.php?note_id=168199496571467

 

Burada biraz daha spesifik olarak açacağız:

 

Yukarıdaki yazıda açıkladığımız gibi, günümüz bilimi dahilinde Evrim'in yönünü bilmenin hiçbir yolu yoktur. Çünkü doğa, bize rastlantısal gibi gelecek kadar karmaşık parametrelere bağlı olarak değişen kaotik bir sistemdir. Bu sistem içerisindeki girdilerin bir tanesinin değerinin değişmesi bile, sistemin gidişatını tamamen değiştirebilecektir (bkz: https://www.facebook.com/note.php?note_id=189134307811319).

 

Yani Evrim sonucunda gelecekteki bir canlının neye benzeyeceğini bilmemiz için, şu an ile gelecekte merak ettiğimiz nokta arasındaki her mikrosaniyedeki çevre şartlarını %100 bilmemiz ve bir süper-bilgisayar üzerinde bu etkilerin fenotip üzerindeki tüm etkilerini istisnasız olarak çıkarmamız, Evren'deki katrilyonlarca parametreyi hesaba katarak ne tip mutasyonlar, crossing-overlar, transpozonal sıçramalar geçirileceğini hatasız bulmamız ve bu hesaplar dahilinde meydana gelecek genetik değişimlerin fenotip üzerindeki etkilerini eksiksiz çıkarabilmemiz gerekmektedir. Çünkü doğa ve Evrim tam olarak böyle işler. Ve günümüz teknolojisi, bunların bırakın yarısını, trilyonda birini yapacak kadar bile gelişmemiştir. Parametrelerin çok kısıtlı bir miktarını tanımlayabiliriz, bunlar arasındaki ilişkilerin neredeyse hiçbirini (en azından var olan muhtemel ilişkilere kıyasla hiçbirini) çıkaramayız; mutasyonlar, transpozonal sıçramalar, crossing-overlerın hiçbirini bırakın tamamen tanımlamayı, belirli ihtimaller dahilinde bile tanımlayamayız (çünkü en basitinden, vücudunuza giren alfa ışınlarının açısı ve yönünü bile kestirmek olanaksızdır), vs. vs.

 

Kısaca teknolojimiz, Evrim'in geleceğini tahmin etmekte yetersizdir. Sayfamızda bazı okurlar, bunu gülünç bir şekilde "Evrim'in bilim olmadığı"na bağlamaya çalıştılar. Bu gerçekten akılalmaz bir safsatadır, çünkü Evrim'in geleceği "görememesi"nin sebebi, doğanın kendisinin geleceğini göremeyecek kadar aciz durumda olmamızdır. Bunu süper-bilgisayarlar ve inanılmaz karmaşıklıktaki algoritmalarla bundan birkaç bin yıl sonra belki yapabiliyor olacağız; ancak şu anda yakınında bile değiliz. Dolayısıyla, Evrim'i körce ve cahilce suçlamak yerine, tek yürek olup insan türü olarak elimizdeki bilime konsantre olmalı ve onu geliştirmeliyiz. Çünkü Evrim, bir doğa gerçeğidir ve artık onu herhangi bir şeyle suçlamaya ya da ondan herhangi bir sebeple şüphelenmeye çalışmak, kışın neden beklenmedik bir anda kar yağmaya başladığına lanet okumaya benzer. Anlamsızdır ve bizim düşüncelerimiz, doğal gerçekleri değiştirmeyecektir.

 

İşte bu sebeplerden ötürü, şu anda türlerin geleceklerini söyleyemiyoruz. Ancak, parametreler sınırlandırılarak bazı istatistik hesaplarında bulunulabiliyor elbette, bu da bilimin deterministik yapısından ve Evrim'in bir bilim olmasından kaynaklanıyor. Örneğin insan türünün %95 ihtimalle önümüzdeki 70.000-6 milyon yıl arasında yok olacağını öngörebiliyoruz (bkz: Carl Sagan, "Tanrı'nın Kapısını Çalan Bilim"). Veya moleküler saat hipotezi sayesinde yaklaşık ne zaman türleşme meydana geleceğini istatistiki olarak öngörebiliyoruz. Evrimsel süreçte, bir mutasyonun popülasyonda kaç nesil sonra sabitleneceğini bilebiliyoruz. Sadece Doğal Seçilim hesaplarıyla, bir türün yeni iki veya daha fazla türe kaç nesilde evrimleşeceğini hesaplayabiliyoruz. Ancak bunların hepsi, bazı sadeleştirmelere dayanıyor ve bir noktaya kadar gerçekçi. Bu nokta ise, gerçek dünyadan şimdilik çok uzakta. Ancak bilim, kademeli olarak biriken ve gelişen bir bilgi türü, tıpkı Evrim'in işleyişi gibi ilerliyor. Bu sebeple, gelecekte çok daha güçlü hesaplar yapabileceğimiz çok açık. Son 100 senede Evrimsel Biyoloji'de atılan adımlar, 3 gün önce uçak yapamazken, bugün Mars'ta hayat aramamız kadar hızlı atılmış adımlardır.Sonuç olarak, şu anda burada giremeyeceğimiz bir çok matematik ve istatistik hesabı, Evrimsel Biyoloji'nin kalbinde yer almaktadır. Evrimsel Biyoloji okuyanlar gayet iyi bilirler ki, bilimin bu dalında çok güçlü istatistik bilgilerine ihtiyaç duyulur. Çünkü doğa, bizim bildiğimiz ve anladığımız kadarıyla istatistikler ile çalışır, her şeyin belirli bir olma frekansı ve sıklığı, belirli hata aralığında tanımlanabilir. Biz de, şimdiye kadar tüm insan biliminin tanımlayabildiği sınırlar içerisinde, türleşme ve Evrimleşme hızlarına dair yaklaşık hesaplar üretebiliyoruz, yukarıda açıkladığımız gibi. Örneğin, tüm Dünya üzerindeki türlerin, en azından üzerinde çalışılan küçük bir kitlenin (küçükten kastımız 1.5 milyon farklı tür civarındadır) türleşme ortalamasının 1000 nesil kadar olduğunu tahmin edebiliyoruz. Bu resmi bir rakam değil; ancak 1.000 nesil geçiren bir türün, çok yüksek istatistiki olasılıklar dahilinde yeni iki türe evrimleşeceğini, en azından ciddi oranda farklılaşabileceğini biliyoruz. Bunların hepsi çok güçlü ve işin akademik eğitimini gerektiren hesaplara dayanarak üretilen bilgiler.

 

Yani sorduğumuz soru, cevaplanabilir, en azından istendiği şekilde cevaplanabilir bir soru değil. Tabii şu kelime, anahtar kelimedir: Şimdilik.

 

Umarız açıklayıcı olmuştur.

 

Saygılarımızla.

ÇMB (Evrim Ağacı)

6 Yorum