Evrim Mekanizmaları - 5: Akraba Seçilimi, Grup Seçilimi, Fedakarlık ve Memetik

Yazdır Evrim Mekanizmaları - 5: Akraba Seçilimi, Grup Seçilimi, Fedakarlık ve Memetik

Bu yazımızı tüm temel seçilim mekanizmalarını bitirdikten sonra yazıyoruz, çünkü değeri sonradan anlaşılan ve üzerinde yeni yeni kapsamlı araştırmaların yapılmaya başlandığı, daha da ötesi, tıpkı Cinsel Seçilim gibi çok uzun zamanlar Doğal Seçilim'in bir alt başlığı olarak kabul edilmiş, ancak sonradan değerinin anlaşılmasıyla ayrı bir seçilim mekanizması olduğu anlaşılan Akraba Seçilimi'nden ve bu seçilim tipine bağlı olarak ortaya çıkan fedakarlık (atruizm) ve benzeri davranışlardan bahsedeceğiz. Böylece Evrim'in "Seçilim Mekanizmaları"nın sayısı 4'e çıkmış oluyor ("akraba" ve "grup" seçilimlerini ayrı sayarsanız 5 bile diyebilirsiniz). Lafı uzatmadan hemen konumuza girelim:



Akraba Seçilimi Nedir?

 

Akraba Seçilimi, temel olarak birçok hayvan türünde görülmekte olan ve bireylerin özellikle kendilerine yakın akrabalığı bulunan bireylere ayrıcalık tanımaları sonucu oluşan seçilim tipidir. Bir diğer deyişle akraba seçilimi, türlerin kendi akrabalarını ve ileri düzeye gidildiğinde kendi türlerini, diğer akrabalara ve türlere karşı "kayırmaları" ve bunu yaparken fedakar/özgeci davranışlar sergilemeleridir. Bu davranışların sonucunda, kayırılan bireyler seçilmiş, kayırılmayan bireyler elenmiş olur. 


Bu konuda ilginç olan ve bir süre kafaları karıştırmış olan durum, kimi zaman türlerin kendi hayatları ya da uyum başarıları (fitness) pahasına, akrabalarını korumaları veya onlara destek olmalarıyla ilgilidir. Bu durum, günümüzde halen Evrim Karşıtları tarafından cahilce kullanılmakta ve sanki Evrimsel Biyoloji ile açıklanamıyormuş gibi bir izlenim uyandırmaktadır.


Göreceli olarak yeni keşfedilen ve birçok diğer kuramın önünü açan Akraba Seçilimi ve Grup Seçilimi, doğrudan Darwin tarafından keşfedilmeyen iki mekanizmadır (her ne kadar bazı yerlerde bu konulara değinmiş olsa da). Özellikle Bencil Gen Kuramı olarak anılan ve ünlü evrimsel biyolog Prof. Dr. Richard Dawkins tarafından sıklıkla desteklenen teorinin kökeninde bu iki mekanizma yer almaktadır. Bu mekanizmalar birbirlerine oldukça benzerdir ve daha çok sadece Akraba Seçilimi olarak anılırlar. Fakat aralarında bazı teknik farklar olduğunu da bilmekte fayda vardır.



Richard Dawkins, Akraba Seçilimi'nin ve ilişkili kavramlarının günümüzdeki en meşhur savunucularından birisidir.


Bu mekanizmalar, popülasyon içerisindeki akrabaların birbirleriyle olan ilişkilerinden doğmaktadırlar. Her ne kadar bizler, toplumumuz ve akrabalarımız içerisindeki bireyleri fiziksel özelliklerine göre ayırt etsek de, doğada ve evrimsel süreçlerde asıl olan genetik kökendir. Genetik yapıdaki farklılıklar ve benzerlikler, türlerin evrimsel gelişimlerindeki en büyük pay sahipleridir. Genler, evrim açısından öylesine önemlidirler ki, birçok evrimsel ilişkinin tespitinde sadece bu moleküler yapılara başvurmak yeterli olabilmektedir.


Eşeyli üreme sonucu oluşan her birey, ebeveynlerinden bir çift gen seti almaktadır. Dolayısıyla yavrular, anne-babalarının genlerinin yarısını, belli başlı değişikliklerle birlikte taşımaktadır. Yani aynı ebeveynden doğan kardeşlerin genleri, bir aile içerisinde birbirine en yakın olan genlerdir. İkizlerde bu genetik benzerlik doruk noktasına ulaşır (ve pratik olarak %100’dür). Kuzenlere gidildikçe genetik yakınlık giderek düşer ve akraba ilişkileri daha da uzaklaştıkça, genetik benzerlik de düşecektir. Tabii ki buradaki genetik benzerlikten kasıt, türlerin kıyaslanmasında kullanılan genetik benzerlikten oldukça farklıdır. Burada, sahip olunan gen setleri arasındaki kıyaslamadan bahsedilmektedir. Dolayısıyla örneğin insanın şempanzelerle olan %98.77’lik benzerlik, bununla karıştırılmamalıdır.

 


İkizlerde genetik benzerlik pratik olarak %100'dür.


Dağ sincapları üzerinde yapılan bir çalışma, bu mekanizmanın nasıl çalıştığını anlamanızı sağlayacaktır: sincaplar, avcı tehdidini tespit ettikleri zaman, ciyaklayarak sürüyü uyarırlar. Ancak bu ciyaklama sırasında kendi yerlerini avcıya bildirmiş de olurlar. Böylece ciyaklayan bireyler, aslında doğal seçilim açısından dezavantajlı konumda olmalıdırlar, dolayısıyla da hiçbir birey ciyaklamamalıdır. Ne var ki, yapılan deneylerde ciyaklama sonucu popülasyondaki bireylerin birçoğunun avcıyı önceden bilmesi sayesinde kurtulduğu tespit edilmiştir. Yine de, bir bireyin sırf sürünün kalanını kurtarmak için kendini feda etmesi oldukça anlamsız gözükmekteydi. İşte akraba seçilimi, burada devreye girmektedir. Daha detaylı olarak bu fenomeni inceleyen bilim insanları, sincapların sadece etrafta yakın akrabaları bulunduğunda ciyakladığını tespit etmiştir. Yani avcıyı tespit eden sincabın uyaracağı sürüde, ne kadar fazla yakın akrabası bulunuyorsa (kardeşler, ebeveynler ve kuzenler gibi), o kadar sık ve şiddetli ciyaklama gözleniyordu. Ancak eğer ki sürü içerisindeki akraba sayısı düşecek olursa, sincap da neredeyse hiç ciyaklamıyor ve kendini ele vermiyordu. Dolayısıyla bireyler, akrabalarını korumak adına kendilerini feda etmekteydiler.


Genler açısından bu durum incelendiğinde ve bunun hayatta kalma başarısındaki artışı analiz edildiğinde, durum oldukça net biçimde anlaşılabilmektedir. Ciyaklayan sincaplar, belki kendi “doğrudan uyum” başarılarını düşürmekteydiler ve ölme risklerini arttırarak genlerini tehlikeye atmaktaydılar. Ancak öte yandan, çok sayıda akrabalarını kurtararak dolaylı uyum başarısı adını verdiğimiz durum dahilinde, bir nevi kendi genlerinin yakın kopyalarını da kurtarmış olabilmektedir. Bu da, toplam uyum başarısına olumlu etki etmektedir. Yani doğa, sonuçlar üzerinden seçilim yapmaktadır. Bireylerin yitirilmesinden çok, başarılı olan genlerin korunması fayda sağlamaktadır.


Bu mekanizmaların evrim üzerindeki etkisi halen tartışılmaktadır ve bazı akademisyenler, bu seçilim türlerinin etkisiz olduğunu ileri sürmektedirler. Ancak birçok önemli konuyu açıklayabiliyor olmasından ötürü akraba seçiliminin temel mekanizmalar arasında sayılması gerektiğini düşünüyoruz.



Akraba Seçiliminin Temel Prensipleri: Altruizm (Fedakarcılık)

Akraba Seçilimi sayesinde bir türün sadece en güçlüleri, daha doğrusu ortama en adapte olanları değil, aynı zamanda akrabalarını en iyi koruyan ve kollayanları seçilmektedir. Çünkü eğer bir birey bir ortamda başarılı olacaksa, kendisini başarılı kılan bu genlerin bulunma ihtimalinin en yüksek olduğu bireyler, yakın akrabalarıdır (akrabalarda genetik yapı birbirine oldukça benzerdir). Dolayısıyla türün devamlılığı için, sadece bir bireyin değil, benzer genleri taşıyan tüm akrabalarının korunması gerekmektedir. Üstelik sadece genler açısından da değil: birbirlerine çok yakın bölgelerde, çok benzer ortamlarda, benzer ebeveynler tarafından büyütülen bireylerin genler haricinde, çevreden kazandıkları nitelikler de benzer olacaktır. Bu durumda, sadece en başarılı olan bireylerin değil, bu bireylerin akrabalarının seçilimi de evrimsel avantaj sağlayacaktır. Bu fikirden yola çıkan birçok bilim insanı, biyolojik evrim ile kültürel evrim arasındaki köprünün Akraba Seçilimi ile doldurulacağını ileri sürmüştür. Bu tartışmalar halen sürmektedir; ancak yine de bu seçilim tipinin belli durumlarda çok önemli etkiler yaratabileceği düşünülmektedir.

 

Akraba Seçilimi ile doğrudan ilişkili olarak doğan kavram, kuşkusuz ki fedakarlık (altruism) davranışıdır. Fedakarlık, ortak çalışma sonucunda doğar ve kimi zaman "aşırı"ya kaçarak türün kendi hayatı pahasına karşı tarafı koruması/kollamasıdır. Tanımından da görülebileceği gibi, Akraba Seçilimi ile doğrudan ilişkilidir.



Şempanzeler birbirlerinin kıllarını temizliyor ve bitlerini ayıklıyor. Çoğu zaman bu davranış karşılıklı olsa da, kimi zaman tamamen fedakarca ve karşılık beklemeden de yapıldığı bilinmektedir.

 

Şimdi bu iki kavram üzerine yoğunlaşarak, yeni Seçilim Mekanizma'mızı daha yakından tanıyalım:

 

Akraba Seçilimi'nin kökenleri, büyük doğa bilgini ve Evrim Kuramı'nın Babası olarak anılan Charles Robert Darwin'e kadar gitmektedir. Darwin, Türlerin Kökeni'nde konuyu şöyle ele almaktadır:

 

"Aşılamaz gibi görülen bu zorluk [akrabaların ve türlerin birbirlerine fedakarlıkta bulunması], seçilimin akrabalara ve bireylere uyarlanabileceğini düşündüğümüzde ve bu sayede istenen sonuca ulaşılabildiği düşünüldüğünde yok olmaktadır."

 

Akraba Seçilimi, günümüzde Evrimsel Biyoloji'nin istatistik ve matematik ile harmanlandığı Popülasyon Genetiği dalının vazgeçilmez unsurlarından biridir. 1930 yılında R.A. Fisher tarafından, akraba seçilimi ile ilgili ilk matematiksel modeller geliştirilmiştir. Daha sonra 1932 ve 1955 yıllarında J.B.S. Haldane daha kapsamlı modellerle akraba seçiliminin daha iyi tanınmasını sağlamıştır. 1963 ve 1964 yılları boyunca yaptığı çalışmalarla W.D. Hamilton ise Akraba Seçilimi'nin Babası olarak anılmaya başlanmış ve Hamilton yaptığı matematiksel çalışmalarla, tüm Dünya'daki bilim insanlarınca, Doğal Seçilim'den bağımsız bir seçilim türü olduğunun anlaşılmasını sağlamıştır. George Price ise modelleri daha da derinleştirerek, Hamilton'dan aldığı bilgileri zenginleştirmiştir. Ancak "akraba seçilimi" kalıbı ilk olarak 1964 senesinde John Maynard Smith tarafından ortaya atılmıştır. 



John Maynard Smith


 

Dolayısıyla Smith'in ağzından bu yeni seçilim tipini dinlememiz en doğrusu olacaktır:

 

"Bu süreçlere [türler içerisinde ve türler arasında meydana gelen seçilim süreçlerine] ben sırasıyla akraba seçilimi ve grup seçilimi diyorum. Akraba Seçilimi zaten Haldane ve Hamilton tarafından tartışılmıştır. (...) Akraba Seçilimi diyerek bahsettiğim, söz konusu bir bireyin yakın akrabalarını da etkileyen ve popülasyonun yetişme biçiminde herhangi bir kesintiye sebep olmayacak karakterlerin evrimidir."

 

Bunu biraz daha açacak olursak gelmiş geçmiş en büyük evrimsel biyologlardan biri olarak kabul edilen John Maynard Smith, akraba seçilimi kalıbını bir bireyin yakın akrabalarını da etkileyen karakterleri (özellikler) evrimsel süreçte kazanması (ya da kaybetmesi) olarak kullanmaktadır. Öyle ki, bireylerin yetişme tarzının bile evrimsel süreçle oluşabileceğini anlatmaktadır. "Yetişme biçiminden" kastı, popülasyonların yavrularını nasıl yetiştirdiği ve bu yetiştirme yöntemlerini aktararak nasıl evrimsel sürece dönüştürdüğü konusudur. Bir diğer deyişle, davranış kalıplarının ve kültürel birimlerin evrimsel bir biçimde aktarılabileceği ve evrimleşebileceğini tartışmaktadır. Günümüzde bu çalışma sahasına memetik adı verilmektedir. 



Memetiğin temsili gösterimlerinden biri...

 


Akraba Seçilimi'nin Diğer Seçilim Türleriyle İlişkisi ve Tartışmalar


Evrimsel Sosyoloji ve Popülasyon Genetiği açısından bakıldığında akraba seçilimi, bireyler arasındaki gen frekanslarının akrabalık ilişkilerine bağlı olarak değişimi olarak tanımlanmaktadır. Biyoloji açısından baktığımızda, bir canlının iki temel amacı vardır: hayatta kalmak ve üremek. Canlı, bu ikisini gerçekleştirmek zorundadır ve gerçekleştiremezse, soyu tükenir. Bu sebeple tüm canlılığı motive eden bu iki kavram çok büyük önem taşımaktadır. Ancak Akraba Seçilimi, temel olarak Doğal Seçilim (hayatta kalmak) ve Cinsel Seçilim (üremek) olarak kategorize edebileceğimiz bu iki doğa yasasına karşı bir konumda yer almaktadır ve onları dengelemektedir.

 

Akraba Seçilimi, diğer seçilim mekanizmalarından şu özelliği ile ayrılır: temel olarak bir doğa yasası veya genel geçer bir olgu değildir ve her canlı için, her an işler olmak zorunda değildir. Aslında bu diğer seçilim mekanizmaları için de geçerlidir; ancak en basitinden genel hatlarıyla "hayatta kalmak" ve "üremek" açısından değerlendirdiğimizde, en azından eşeyli üreyenn türler arasında Doğal Seçilim ve Cinsel Seçilim kaçınılmaz bir doğa yasası için, her an olmasa bile türlerin tarihinin çok büyük bir kısmında işler vaziyettedir. Ancak Akraba Seçilimi, çok daha sınırlı sayıda türde ve çok daha seyrek olarak işler. Bu da bu seçilim türünün var olup olmadığına dair bile tartışmalara yol açmaktadır.



Memetik, Altruizm, Akraba Seçilimi ve Genler


Konuyla ilgili bir diğer sorun, Akraba Seçilimi'nin evrimi sadece genler düzeyine indirgiyor olduğuna dair bir iddiadır. Her ne kadar gen-merkezci evrim savunucuları dahi Akraba Seçilimi'nin bundan fazlası olduğunu açıklasalar da, halen Akraba Seçilimi'ne karşı olan bilim insanlarının en temel argümanı, Akraba Seçilimi'nin genetiği olduğundan fazla abarttığı ve çevre etkisini hiçe saydığı temeli üzerine oturtulmaktadır. Halbuki Akraba Seçilimi'nin "kültürel evrim" gibi bir kavram ile temel düzeydeki ilişkisi, aslında bu yaklaşımın gen-merkezli olmaktan oldukça uzak olduğunu düşündürmektedir. Zira sadece genlerle tanımlanan özelliklerin değil, herhangi bir fikir, düşünce, iddia, sözcük, argüman, ideoloji, inanç gibi kültür birimleri olarak tanımlanan "mem"lerin, tıpkı genler gibi toplum içerisinde aktarılabileceği fikrini doğurmuştur. 


Elbette memetiği doğrudan Akraba Seçilimi ile ilişkilendirmek de tam olarak doğru bir yaklaşım olmayacaktır. Zira Akraba Seçilimi, en nihayetinde popülasyonlar üzerine etkiyen bir seçilim baskısı olarak tanımlanmaktadır. Memetik ise, kültürün evrimsel açıdan incelenebileceğini ileri süren ve bu alanda çalışmalar yapan bir bilim dalıdır. Fakat Akraba Seçilimi neredeyse her zaman davranışsal olarak etki ettiğinden ve davranışlar da canlıların "kültür" olarak tanımlayabileceğimiz bireyler arası etkileşimlerinin sonuçlarıyla yakından ilişkili olabildiğinden, gen düzeyinde bir evrimden kültür düzeyinde bir evrime geçişte Akraba Seçilimi'nin anlaşılması önem kazanmaktadır.


Burada fark edebileceğiniz gibi, her tür kültürel bir birikime veya arka plana sahip olmayabilir. Birçok türde kültürel sayılabilecek veya popülasyon içi güçlü bilgi aktarımına dayanan davranışlar ve kalıplar bulunmaktadır. Zaten Akraba Seçilimi'ni tanımlayabilmemiz ve inceleyebilmemiz için, bir türün akrabalık ilişkilerinin bulunması ve bu ilişkilere dayalı bir takım faaliyetlerin sürdürülmesi gerekmektedir. Eğer ki yavrular ebeveynlerinden, doğumdan hemen sonra kopuyorlarsa ve bir sürü davranışı sergilemiyorlarsa, o zaman Akraba Seçilimi'nden bahsetmemiz neredeyse imkansız olacaktır. Bu sebeple, Akraba Seçilimi'nin genellikle sosyal türlerde tanımlanabileceğini söyleyebiliriz.


Bu durum da, bize şu noktaya götürmektedir: Sosyal hayvanlar, neredeyse her zaman yüksek bir beyin-vücut oranına sahip olan, diğer türlere göre zeki olan hayvan gruplarıdır. Genellikle primatlarda görülen, memeliler ve kuşlarda sıklıkla karşılaşılan, hatta kimi zaman sürüngenler ve böceklerde bile görülebilen bir olgudur. Ancak ne zaman karmaşık sosyal ilişkiler görecek olsak, vücutlarına göre büyük beyinlere sahip canlılarla karşılaşmaktayız. Elbette bunu her zaman geçerli görmek hata olacaktır; ancak beynin evrim düzeyi ile davranış karmaşıklığı arasında bir ilişki olduğu uzun zamandır bilinmektedir. Dolayısıyla Akraba Seçilimi, belki de türlerin beyin evrimine paralel olarak ortaya çıkmaya başlayan özel bir seçilim türü olabilir. 



Beyin ağırlığının vücut ağırlığına oranını gösteren grafik. Buradaki yeşil çizgi "ortalama" oranı vermektedir. Bu oranın sol tarafında ve üstünde kalan türlerin beyinleri vücutlarına göre daha büyüktür, sağında ve altında kalanlar ise vücutlarına göre daha küçük beyinlere sahiptirler. Görülebileceği gibi insan (kırmızı) bu şemada ortalamadan en uzak olan canlı türüdür.


Bu fikri destekleyen gerçeklerden birisi de, Akraba Seçilimi'nin daha sık görüldüğü türlerde, kaçınılmaz olarak altruizmin (fedakarcılık, özgecilik) de sık görülmesidir. Yani türlerde Akraba Seçilimi etkisi arttıkça, tanım gereği fedakar davranışlar da artmaktadır. Hatta beynin evrimine paralel olarak bu fedakar davranışların kapsamı da giderek artabilir. Örneğin daha düşük sosyal becerilere ve nadir Akraba Seçilimi'ne tabi olan türler, fedakarlığı ancak kendi akrabalarına karşı sergilerler. Ancak zekanın ve sosyal becerilerin artmasına paralel olarak Akraba Seçilimi baskısının artmasıyla, türlerin kendi aileleri haricindeki bireylere, hatta diğer türlerden olan canlılara bile şefkat duydukları ve fedakar davranışlar sergiledikleri görülür. İnsan gibi uç düzeyde beyin evrimine ulaşmış türlerde ise şefkat ve fedakarlık, tüm türleri kapsayacak kadar gelişmiş düzeylere erişebilir.


Bu konuya gelebilecek itirazlardan bir tanesi, bu durumun türlerin Doğal Seçilim dahilinde kendilerine tehdit olmayan canlıları kayırmalarında sakınca görmemeleri olabilir. Yani bir aslanın aç olmadığı zamanlarda bir geyiğe şefkat duyması ve onu öldürmemesi, Akraba Seçilimi'nin doğurduğu özgecilikten değil, geyiğin aslan için bir tehdit oluşturmaması olabilir. Bunun yukarıda anlatılan argümanla çelişen bir iddia olmadığı da düşünülebilir. Zira Akraba Seçilimi'nin uzun yıllar Doğal Seçilim'in bir alt dalı olarak görülmesi bundan olabilir. Ne var ki, türlerin sosyal becerileri arttıkça, akrabalarını ve türlerini kayırma miktarının da arttığını söylemek çok atak bir düşünce olmayacaktır.


Bu konuyla ilgili olarak buraya tıklayarak "acıma" ve "şefkat" üzerine başka bir makalemizi okuyabilirsiniz. Ayrıca "Mem ve Memetik Nedir?" başlıklı makalemizi okumak için buraya tıklayabilirsiniz.



Bencil Gen Kuramı

 

Temel olarak güncel Akraba Seçilimi yorumlarının arkasında yatan mantık, günümüzde Richard Dawkins'in başını çektiği "Bencil Gen Kuramı"na dayanmaktadır ve bu kuram için önemli bir mihenk taşı görevi görmektedir. Bu kurama göre genler, şu yazımızda da detaylıca ele aldığımız gibi, bedenleri kullanan virüsler gibidir. Tek amaçları hayatta kalmak ve kendilerini çoğaltmaktır. Her gen (ya da genel olarak genom) arasında rekabet vardır ve dolayısıyla günümüzde gördüğümüz yaşam mücadelesi doğada bulunmaktadır. Ancak genler, kendilerine benzeyen gen yapılarını korumak isterler, buna meyillidirler. Dolayısıyla, yakın akrabalardaki benzerlikler, genlerin birbirlerini kollamasına sebep olmaktadır. Bu anlatımda genleri "düşünen mekanizmalar" gibi tanımlamaktayız; ancak bu elbette bir metafordur. Anlatılmak istenen, genlerdeki yapıların evrimsel süreçte birbirlerini kollayanların daha başarılı olabildiği şekilde evrimleştiğidir. 



Richard Dawkins'in "Gen Bencildir" isimli kitabı...

 


Akraba Seçilimi Nasıl İşler?


Bu konu, halen tam olarak aydınlatılamamış olmakla birlikte, akrabalar arasında ayrı bir seçilim olduğu tartışılmaz bir gerçektir ve az sonra değineceğimiz ve çok daha fazlalaştırılabilecek olan örneklerle sergilenmektedir. Ancak bu örneklere geçmeden önce, Akraba Seçilimi'nin nasıl işlediğini ele almamız gerekir.

 

Akraba Seçilimi ile ilgili anlaşılması gereken ilk şey, Akraba Seçilimi'nin bir fedakarlık davranışı olarak incelenebileceğidir ve her Akraba Seçilimi'nde mutlaka fedakarlık bulunması gerektiğidir (ancak her fedakarlıkta Akraba Seçilimi bulunmak zorunda değildir). Dolayısıyla, Akraba Seçilimi'nin işleyebilmesi için şu iki koşul gereklidir:

 

- Akrabanın Tanınması: Doğal olarak, tahmin edileceği üzere, Akraba Seçilimi'nin ilk adımı, bir diğer bireyin akrabalık miktarını algılamaktan geçmektedir. Yani sadece bir diğer bireyin sizin akrabanız olup olmadığını anlamak yetmez, aynı zamanda bu akrabalığın derecesini de bilmek gerekmektedir. Bunun için canlılar birçok mekanizma geliştirmişlerdir. Bu doğrudan beyin ile ilgilidir, çünkü beyin büyüdükçe duyu organlarından gelen bilgiler daha ayrıntılı analiz edilebilir ve bu sayede en ufak farklılıklar bile ayırt edilebilir. Bildiğimiz kadarıyla, protozoalar gibi daha ilkin canlı grupları da dahil olmak üzere hemen her canlıda akrabaları tanıyacak mekanizmalar evrimleşmiştir. Bunlar gerek hücrelerin üzerinde bulunan glikoproteinler gibi ayırt edici kimyasallar aracılığıyla, gerekse de duyu organlarına hitap eden sesler, kokular, görüntüler ve benzerleri ile olmaktadır.

 

- Akışkan Popülasyonlar: Popülasyonların "akışkanlığı", yani bir ortama ne kadar yayıldıkları ve ne kadar geniş alanlarda bulundukları, akraba seçilimini etkilemektedir. Örneğin sosyal hayvanlar, birbirlerine bütünleşik yapılarda bulunurlar ve akraba grupları sürekli bir aradadır. İşte bu durumlarda Akraba Seçilimi çok daha yoğun olarak işleyebilir. Ancak kimi bazı diğer canlılarda bu yayılım çok daha yaygındır, dolayısıyla akraba seçilimi, diğer seçilim ve çeşitlilik mekanizmalarınca baskılanır ve daha seyrek görülür, hatta kimi durumda hiç ayırt edilemez. Dolayısıyla sosyal yapıya sahip türler, kendi soylarının devamlılığı için akrabalarına küçük gruplar içerisinde ayrıcalıklar tanırlar ve onları kollarlar.

 

Tüm bu anlattıklarımız, en başta de belirttiğimiz gibi çok kapsamlı matematiksel modellere oturtulmuştur ve artık net bir şekilde doğada analiz edilebilmektedir. Bunlara burada girerek sizleri zorlamak istemiyoruz, ancak örnekler üzerinden giderek gerek genel olarak fedakarlık, gerekse de Akraba Seçilimi'nin daha iyi anlaşılmasını hedefleyeceğiz.

 

 

Akraba Seçilimi ve Benzer Fedakarlık Örnekleri

 

1) Güneş Kuyruklu Maymunlar'da Anneler Arası Dayanışma

 

Güneş Kuyruklu Maymunlar (Cercopithecus solatus), sosyal olarak yaşayan bir primat türüdür. Bu maymunlar, sürüler halinde yaşarlar. Gabon ülkesinin nemli ve yeşil ormanlarında yaşarlar. Yarı-karasal bir yaşam tipine sahiptirler, yani yaşamlarının yarısını ağaçlar üzerinde, yarısını ise yerde yaşarlar. Bu türü akraba seçilimi açısından ilginç kılan özellik, anne maymunlarda görülmektedir. Bir tehlike ya da risk karşısında, anne olan (yavrulara sahip olan) bireyler arasında sıkı bir dayanışma görülürken, anne olmayan bireyler dışlanır veya en azından aynı şekilde karşılanmaz. Üstelik bu önyargı tüm anneler arasında eşit değildir. Daha yakın akraba olanlara gidildikçe, dayanışmanın ve karşılıklı ayrıcalıkların arttığı görülmektedir. Daha uzak akrabalara doğru gidildikçe ise bu önyargı hızla azalır; ancak asla anne olmayanlara karşı olan düzeylere inmez. Bu, akraba seçiliminin ilginç bir örneğidir. 

 




2) Sosyal Böceklerde Kısırlık

 

Akraba Seçilimi'nin en net olarak görüldüğü canlı grupları şüphesiz sosyal böceklerdir. Sosyal böcekleri incelemek hemen her açıdan ilginç olsa da Zar Kanatlılar'daki bir durum, Akraba Seçilimi'nin önemini vurgulamaktadır. Bu böcek grubundaki işçi böceklerin bir kısmı doğuştan kısırdır. Normalde, Doğal ve Cinsel Seçilimler buna asla izin vermezdi. Ancak böcekler, kısır olmayanların kendi genlerinin de devamlılığını sağlayacağına "güvenerek", Evrimsel Süreç'te üreme yetilerini yitirmişlerdir. Böylece kendileri toplayıcılığa ve yuva bakımına yönelik özelliklerine (güç, enerji, dayanıklılık, esneklik, vb.) çok daha fazla önem verebilmektedirler. Bu sayede hem bir grup aynı türe ait birey üremeyle ilgilenirken, bir diğer grup yuvanın ihtiyaçlarını karşılamaktadır. Bu, büyüleyici bir Akraba Seçilimi örneğidir.



 


3) Sincaplardaki Alarm Çağrıları

 

Pekçok tür gibi sincaplar da birbirlerini avcılara karşı uyarmak için yüksek sesli alarm çağrıları yaparlar. Bu "cırlak" sesler, diğer bireyleri uyararak kaçmalarını sağlar. Ancak öte yandan çıkarılan bu yüksek ses, avcıların daha fazla dikkatini çekerek, alarm çağrısı yapan bireyin yerinin daha kolay tespit edilmesine sebep olur. Dolayısıyla bu, bireylerin kendileri pahasına gruplarının, türlerinin ve hatta civardaki diğer türlerin hayatını korumaya yönelik sergilenen ilginç bir davranıştır. Cornell Üniversitesi'nden Paul Sherman'ın bu hayvanlar üzerinde yaptığı bir araştırmaya göre, bir birey, eğer etrafında daha fazla akrabası varsa, daha yüksek sesle uyarı vermektedir. Ancak etraftaki veya yakınlardaki akrabaların sayısı azaldıkça, bu alarm çağrılarının şiddeti azalmaktadır. Aynı davranış birçok kuş grubunda da görülmektedir. 



 


4) Vahşi Hindilerde Cinselliğe Hazırlık

 

Bu örnek de oldukça ilginç bir Akraba Seçilimi örneğidir. Vahşi hindilerde erkekler dişilere kendilerini beğendirmek durumundadırlar. Bu yüzden oldukça parlak ve göz alıcı, devasa bir kuyruğa sahiptirler. Bu kuyruğun Cinsel Seçilim ve Doğal Seçilim açısından incelemesini diğer bir yazımızda yapmıştık. Ancak aynı hindilerde, bir diğer ilginç durum ise bu dişiyi etkileme davranışlarına hazırlanma aşamasında görülmektedir. Hindiler, ancak belirli bir yaşa geldikten sonra üremeye başlarlar. Berkeley'deki Kaliforniya Üniversitesi'nden Alan Krakauer'in yaptığı bir araştırma, henüz üreme yaşına gelmemiş, genç hindilerin, üreme yaşına gelmiş erkeklerin dişileri etkileme hazırlıklarına yardım ettiklerini ortaya çıkarmıştır. Bu tıpkı mezuniyet balosuna hazırlanan bir insanın kardeşinin kendisine yardım etmesine benzemektedir.



 


5) Bitkilerdeki Akraba Seçilimi

 

Daha önce de belirttiğimiz gibi Akraba Seçilimi en ilkin canlılarda bile görülmektedir. Günümüzde oldukça gelişmiş yapılara ulaşabilen bitkilerde de akraba seçilimi görmek mümkündür. Bu durum, yukarıda tartışılan beyin-alturizm ilişkisine gölge düşürüyor olsa da, bu örneğin verilmesi şarttır. Kanada'daki McMaster Üniversitesi'nden Susan Dudley, yaptığı bir araştırma sonucunda Cakile cinsi deniz roketleri bitkilerinin akrabalarıyla olan ilişkilerini ortaya koymuştur. Araştırmaya göre, aynı toprakta yetiştirilen, akraba olmayan bitkiler daha fazla toprak için birbirleriyle sürekli ve vahşi bir rekabet içerisindeyken akraba olanlar aynı toprağa yerleştirildiğinde bu rekabeti neredeyse hiç göstermemişlerdir.



 


6) İnsan Spermindeki Akraba Seçilimi

 

Birçok canlı türünde olduğu gibi insan türünde de spermler mayoz bölünmeyle üretilmektedir ve eşeyli üreme mekanizmalarından ötürü her bir sperm birbirinden oldukça farklı bilgiler taşıyabilmektedirler. Yapılan bir araştırma, yumurtaya ulaşmak için birbiriyle yarışan spermlerin bazılarının, kendilerine genom açısından %50'den fazla benzeyen bireylere yakınlarsa, yumurta içerisine girebilmek amacıyla harcanan akrozom yapılarını çok daha hızlı harcayarak kendilerini feda ederler ve genetik benzerliği yüksek olan spermlerin daha kolay yumurta içerisine girebilmesini sağlarlar.



 

İnsanlarda da kendi akrabalarına karşı gösterilen, kimi zaman özellikle ülkemizdeki aşırı fedakarlık örnekleri, sıradan bir hayvan türü olan insanda da tüm doğa yasalarının aynen işlediğini bize hatırlatmaktadır. Yapılan psikolojik ve sosyolojik araştırmalar, bütün ülkelerdeki insanların kendi akrabalarına her zaman daha fazla önem verdiklerini ve onlar için daha fazla fedakarlık yapacaklarını göstermektedir. 

 

Umuyoruz ki bu yazımız sizlere faydalı olabilmiştir.

 

En içten saygılarımızla.


ÇMB (Evrim Ağacı)


Kaynaklar ve İleri Okuma:

  1. Origin of Species 
  2. Futuyma, Douglas J. (1998). Evolutionary Biology 3rd Ed. Sunderland, Massachusetts USA: Sinauer Associates Inc. p. 595. ISBN 0-87893-189-9.
  3. Wilson, Edward E. (2000). Sociobiology: The New Synthesis 25th Ed. Cambridge, Massachusetts USA: The Belknap Press of Harvard University Press. pp. 117–118. ISBN 978-0-674-00089-6.
  4. Nature-1
  5. Nature-2
  6. Nature Communications
  7. West et al. 2011. Sixteen common misconceptions about the evolution of cooperation in humans. Evolution and Social Behaviour 32 (2011) 231-262
  8. Social Science Research Network
  9. Freeman, Scott; Herron, Jon C. (2007). Evolutionary Analysis (4th ed.). Upper Saddle River, NJ: Pearson, Prentice Hall. p. 460. ISBN 0-13-227584-8.
  10. K8 Science
  11. PNAS
  12. About.com
  13. Hamilton's Theory
  14. UC Davis
  15. UCLA

6 Yorum