Bilimsel Tartışma - 3: Argumentatum Ad Hominem / İnsana Karşı Argüman

Yazdır Bilimsel Tartışma - 3: Argumentatum Ad Hominem / İnsana Karşı Argüman

Merhaba arkadaşlar,

 

İki yazı boyunca tartışmaların temellerini ve mantık hatalarının ana noktalarını ortaya koyarak örneklerin yolunu açtık. Şimdi, bu yazımızdan itibaren oldukça uzun bir yol bekliyor bizi, çünkü çok sayıda dikkat edilmesi gereken mantık hatası mevcut ve bunların çoğuna değinmek istiyoruz. Bundan sonraki yazılarda mantık hatalarını küçük gruplara ayırarak ele alacağız, böylece bir nota sığdırıp çok uzun tutmaktansa kısa ve okunur tutup bol örnekler vermeye çalışacağız. 

 

Umarız herkese faydalı olur, hazırsak başlayalım:

 

İlk argümanımız, günümüzde üzücü bir şekilde insanların en sık düştüğü ve en güçlü, affedilmez mantık hatalarından birisidir. Bu hata, özellikle ülkemizde pek çok tartışmanın anlamsızlaşmasına ve sonuç çıkmayacağının daha en başından belli olmasına sebep olmaktadır: Argumentatum Ad Hominem, yani İnsana Karşı Argüman.

 

Argumentatum Ad Hominem (İnsana Karşı Argüman), kısaca "ad hominem" olarak isimlendirilir ve temel olarak tartışmanın taraflarından birinin, karşısındakinin iddiasını, karşısındakinin kişisel özelliklerinden yola çıkarak reddetmesine ya da güvenilir bulmamasına denmektedir. Yani bu mantık hatasında kişi, düşünceleri tartışmayı bırakarak, kişiliğe ve düşüncelerin sahiplerinin özelliklerine saldırmaya başlar. Bu da konunun dışına çıkılmasına ve anlamsız tartışmalara sebep olur.

 

Ad Hominem'in, iki basamağı vardır:

 

  1. Argüman sahibinin karakterine, içinde bulunduğu durumlara veya yaptığı davranışlara saldırı kısmı
  2. Bu saldırıyı, karşıdakinin argümanına karşı bir kanıt içeriği taşıyormuş gibi gösterme kısmı

 

Mantık hatalarını temel olarak formlarıyla açıklarız. Bu mantık hatasının formu şöyledir:

 

  1. A Kişisi, X iddiasında bulunuyor.
  2. B Kişisi, A Kişisi'ne saldırı yapıyor.
  3. Dolayısıyla A Kişisi'nin iddiası yanlıştır.

 

Ad Hominem'in, mantık hataları arasında yer almasının sebebi, açık bir şekilde, bir insanın karakterinin, içinde bulunduğu durumların veya hareketlerinin; kişinin ileri sürdüğü argümanla çoğu zaman ilgili olmamasıdır. İlgili olsa bile bu, karşıdaki kişinin bu kişinin fikirleri yerine karakterine, içinde bulunduğu durumlara veya hareketlerine saldırmasını meşru kılmaz. Taraflar, her zaman fikirleri tartışıyor olmalıdır, kişileri değil.

 

Ülkemizde, ne yazık ki bu hata, çok ciddi ve sık bir şekilde yapılmaktadır. Tartışmalarda, kişilerin bir noktadan sonra fikirler yerine karşısındakinin karakterine, geçmişine veya davranışlarına saldırdığı ve bu sebeple tartışmaların tansiyonunun gereksiz yere yükeldiği, bunun sonucunda da çoğu tartışmanın sonuçsuz kaldığı görülmektedir. Ülkemizdeki tahammülsüzlük sorunu, bu durumun temel sebeplerinden biridir. Ancak biz, bilim insanları olarak bu sınırları çok iyi bir şekilde belirlemeli ve bu mantık hatasına düşmemeliyiz.

 

Bu mantık hatası, bir diğer kategorizasyona göre tahrik (İng: "Red Herring" Logical Fallacies) sınıfına da girmektedir. Kimi zaman karşıdaki kişinin davranışları, tartışmanın taraflarının tahrik olmasına ve bunun sonucunda provokasyon temelli öfkenin doğmasına sebep olabilir. Bu noktada varsa tartışmanın moderatörüne, yoksa da tartışma öncesi kurallar konulmasına ve bu kurallara riayet edilmesine büyük önem düşmektedir. Örneğin Evrim Ağacı olarak biz, bu tip durumlara karşı sınırlarımızı net bir şekilde koyarak, bireylerin şahsi görüşlerinden ötürü bilimsel kuramlara saldırmasını, dolayısıyla bizleri tahrik etmesini minimum düzeye çekmeyi hedeflemekteyiz.

 

Şimdi, bir örnek verelim:

 

Çağrı: "Bence kürtaj ahlaki olarak yanlıştır."

Seray: "Tabii ki böyle söylersin, sen bir dindarsın!"

Çağrı: "Peki ya bu iddiamı savunmak için ileri sürdüğüm argümanlara ne demeli?"

Seray: "Onlar sayılmaz. Dediğim gibi, sen bir rahipsin ve bu yüzden kürtajın yanlış olduğunu söylemen gerekiyor. Ayrıca sen sadece imamın bir yağcısısın, dolayısıyla söylediğin şeye inanmıyorum."

 

Burada Seray, Çağrı'nın önceden iddiasını savunmak için ileri sürdüğü tüm argümanları Çağrı'nın şahsi bir özelliğinden dolayı reddederek, mantık hatasına düşmektedir. Halbuki Çağrı'nın ileri sürdüğü iddialar, son derece mantıklı ve bilimsel olabilir, dindar olmasından bağımsız olarak. Ancak şöyle bir durum da vardır: Bu tip ahlaki sorunları içeren konularda, kimi zaman ileri sürülen Ad Hominem argümanlar, isabetli ve geçerli olabilir. Çünkü belki de Çağrı, gerçekten de inançlarından ötürü düzgün argümanlar üretemeyecek kadar bağnaz olabilir. Dolayısıyla Seray, gerçekleri ileri sürerek, kişilik (inançlar) ile konuyu bağdaştırıyor olabilir -ki bu geçerlidir, çünkü gerçekten Çağrı kişiliğinden ötürü, sırf bunlara bağlı argümanlar üretiyor olabilir.

 

Bu yüzden bazı felsefeciler, Ad Hominem'in her zaman bir mantık hatası olmadığını, kimi zaman ahlaki konuların anlaşılmasında, doğru şekilde kullanıldığında, önem arz edebileceğini ileri sürmüşlerdir. Dolayısıyla Ad Hominem bazı alt kollara ayrılabilir: 

 

1) Kötüye Kullanılan Argüman

 

Bu tip, yukarıda açıkladığımız gibi doğrudan tartışmayı alevlendirmek, konuyu saptırmak ve rakibi tahrik etmek için üretilen argümanlardandır ve bir mantık hatasıdır. Örnekler verelim:

 

  • "Can'ın bu yeni yasa taslağının ekonomiyi düzelteceğiyle ilgili söylediklerine inanmanı aklım almıyor. Can'ın bir işi bile yok!"

Can'ın işsiz olması, ekonomi ve yasalardan anlamayacağı anlamına gelmemektedir.

 

  • "Nihal'in otopark cezalarıyla ilgili sistemin değiştirilmesiyle ilgili önerisi çok saçma. Kendisinin de 2003 yılında yediği bir otopark cezası var."

Nihal'in bir zamanlar otopark cezası yemiş olması, onun otopark cezalarıyla ilgili iyi bir öneri sunamayacağı anlamına gelmez.

 

Örnekler çoğaltılabilir:

  • "Defne Joy Foster alkol kullanımından dolayı öldü, dolayısıyla yaptığı işler değersizdir."
  • "Orhan Pamuk, Ermeni Soykırımı'nı savunmaktadır, dolayısıyla kitaplarını okumanın bir anlamı yoktur."
  • "Mustafa basketboldan ne anlar ki, o şişkonun teki!"

 

Kısaca bu tip, genel olarak bir fikri belirten kişinin, o fikir ile bağlantılı bir durumunun gündeme getirilerek fikrin saçmalığının savunulması durumu olarak özetlenebilir.

 

2) Durumsal Argüman

 

Bu tip argümanda, kişilerin içerisinde bulunduğu durumdan ötürü argümanlarının geçersiz olduğu ileri sürülür. Bu durum, genellikle mahkemelerde, duruşmalarda sıklıkla görülür. Taraflardan biri, diğerini, içinde bulunduğu durumdan ötürü yanlış bilgi vermekle suçlar; ancak bunun için sağlam kanıtları ileri sürülmediği sürece, argüman bir mantık hatasıdır. 

 

Örneğin davalarda görünen "Tabii ki öyle diyecek, değil mi?" şeklinde ileri sürülen bir argüman, bu sınıfa girmektedir, çünkü karşıt argümanın sahibinin önyargılı ve içinde bulunduğu durumdan ötürü argümanının geçersiz olduğu kastedilmektedir.

 

3) Argumentatum Ad Hominem Tu Quoque

 

Bu mantık hatası "Sen De Argümanı" olarak bilinmektedir ve iki kaynağı vardır:

  1. Kişinin söylediğinin bir diğer söylediği ile çelişiyor olması
  2. Kişinin söylediği ile davranışlarının uyuşmaması

Temel olarak dormu şöyledir:

 

  1. A Kişisi, X iddiasında bulunur.
  2. B Kişisi, X iddiasının, A Kişisi'nin önceki iddiaları ile tutarsız olduğu konusunda ısrar eder.
  3. Dolayısıyla X iddiası yanlıştır.

Bir kişinin tutarsız iddialarda bulunması, o iddianın geçersiz olduğu anlamına gelmez. Ve şu da unutulmamalıdır: Birbiriyle karşıt iddialardan ikisi birden doğru olamaz; biri yanlıştır veya aynı zamanda, ikisi de yanlış olabilir. Dolayısıyla illa ileri sürülen karşıt iddiaların hepsi doğru olmak zorunda da değildir. Son olarak, bir insanın tutarsız iddialarda bulunması o kişinin ikiyüzlü olduğunu gösterebilir; ancak bu, iddialarının en azından bazılarının geçersiz olduğu anlamına gelmez.

 

Buna örnekler verelim:

 

Zühal: "Sigara sağlığa son derece zararlıdır ve pek çok probleme sebep olur. Dolayısıyla beni dinle ve sakın başlama."

Mete: "Pekala, zaten kansere kesinlikle yakalanmak istemiyorum."

Zühal: "Sigara içmeye gidiyorum. Bana katılmak ister misin, Mete?"

Mete: "Hmm, sigara içmek o kadar da kötü bir şey olamaz, sonuçta tüm dediklerine rağmen sen de içiyorsun."

 

Görüldüğü gibi burada tutarsız bir iddia vardır. Ancak sigaranın sağlığa son derece zararlı olduğu bilimsel bir gerçektir. Yani Zühal'in çelişkili davranıyor olması, iddialarının geçersiz olduğu anlamına gelmez. Öte yandan Mete'nin çıkarımı da son derece hatalıdır, zira Zühal'in sigara içiyor olması, sigara içmenin kötü bir şey olmadığı anlamına gelmez. Bu ayrı bir mantık hatasıdır ve yeri burası değildir.

 

Bir başka örnek:

 

Mert: "Sunduğum argümanlara dayanarak söyleyebilirim ki, hayvanların yiyecek ya da kıyafet üretiminde kullanılması ahlaken yanlıştır."

Süleyman: "Ama şu anda deri bir ceket giyiyorsun ve elinde biftekli sandviç var! Hayvanların yiyecek ve giyecek üretiminde kullanılmasının ahlaken yanlış olduğunu nasıl iddia edebilirsin?"

 

Burada da görüldüğü gibi, Mert'in biftekli sandviç yiyip deri ceket giyiyor olması, argümanının hatalı olduğunu değil, kendisinin ikiyüzlü olduğunu gösterir.

 

Şimdilik, Argumentatum ad Hominem ile ilgili söylemek istediklerimiz bu kadar.

 

Umarız herkese faydası olmuştur ve umarız bundan sonra tartışmalarda kişilik veya durum veya davranışlar yerine sadece fikirleri tartışırız.

 

Saygılarımızla.

ÇMB (Evrim Ağacı)


6 Yorum