Bilim ve Siyaset Üzerine Kısa Bir Görüş

Yazdır Bilim ve Siyaset Üzerine Kısa Bir Görüş

Değerli Okurlar,

 

17-18 Aralık 2011 tarihinde Boğaziçi Üniversitesi'nde gerçekleştirilen Evrim, Bilim ve Eğitim Sempozyumu'ndaydık. Sempozyumda görüşlerimizi belirttik ve tam anlaşılmadan "koşullanmış" eleştirilerle karşılaştık. Yazımda değerli arkadaşım ÇMB'nin III. Evrim, Bilim ve Eğitim Sempozyumu yazısına atıfta bulunuyorum.

 

Öncelikle "bilime siyaset karıştırılmaması gerekir" demek, apolitik olunması anlamına gelmez;"bilime siyaset karıştırılmaması gerekir" demek bilimin kesinlikle siyasetin aracı olmaması ve siyasetin bilimi yönlendirmemesi gerekir anlamındadır. Bilim her ideolojiden uzak olmalıdır ve kesinlikle siyasetin aracı olmamalıdır. Tarih bilimin siyasete alet edilmesinin acı sonuçlarıyla doludur. Evrimsel biyoloji açısından örneklemek gerekirse, Hitler evrimsel biyolojiyi ideolojisine alet etmiş, ideoloji doğrultusunda yorumlamış ve öjenik (insan ıslahı) ile üstün ırk elde etmek gayesiyle evlendirme listeleri oluşturtmuştur; bir başka örnek ise, kapitalism, doğal seçilimi temel alıp yine ideolojik çerçeve içerisinde yorumlayarak sert bir rekabet ortamının oluşmasına ve adaletsiz gelir dağılımının oluşmasına neden olmuştur. Ya da politik ideolojiler bilimin engellenmesine ve hatta biliminsanlarının katledilmesine taban hazırlamıştır, buna örnek verecek olursak genetik biliminin öncülerinden Nicolai Vavilov, genetik ve evrim çalışmalarının Stalin'in politik ideolojisi ile çelişkili olarak görünmesi sonucu, esir kampına gönderilmiş ve orada ölmüştür.

 

Tarih bize bilim ve siyaset hibritinin kısır yavrularını sergiler.

 

Bilimin temel işleyişine bakacak olursak, bir düşünce, tez veya çıkarım asla desteklenmeye çalışılmaz, aksine tüm biliminsanları bunları yıkmak yanlışlığını göstermek için çalışır. Tüm biliminsanları kendi attıkları tezleri yıkmak için deneyler yaparlar, çünkü tez tüm bu sınavları geçebilirse kabul edilecek ve güçlenecektir. böyle bir tutum sergileyebilmek içinde bilim insanının tarafsız olması, hiç bir dogmaya bağlı olmaması, düşüncelerinin bir noktaya bağlı kalmadan şekillenmesi, koşullanmamış olması ve herşeyi sorgulayabilmesi gerekir.

 

Bilimsel bakış açısı fikir hürriyetini, bilgi birikimini gerektirir, bilimsel bakış açısına sahip olabilmek için tüm koşullanmalardan uzak ve nötr olmalıdır. 

 

Bu apolitik olunması anlamında değildir, nasıl ki laikte din ve devlet işleri ayrılmışsa, bilimsel ve siyasi düşünce tamamen birbirinden ayrılmalıdır demektir.

 

Eğer bilime siyaseti veya siyasete bilimi sokarsanız, nasıl tarafsız düşünceye sahip olunabilir? Bu bilime dizgin vurmak demektir, artık bilim nasıl özgürce gerçekleri sorgulayabilir? Bu koşullar altında bilim, dizginleri elinde tutan kişinin sağa veya sola, ileri yada geriye çekmesiyle yönlenecektir. Bilimsel düşünceyi dizginlemek, hangi ideoloji altında olursa olsun, gerçekleri arayışın önüne geçecektir.

 

Bilim destekçileri eğer bir görüşün karşında olması gerekirse bu dogmatik yaklaşım olmalıdır. Dogmaların kaynağı ne olursa olsun, bilimsel özgür düşünce ortamı için karşı durulmalıdır. Dikkat edilmelidir ki dogmalar her ideolojiden kaynaklı olabilir, ÇMB yazında sempozyumda karşılaştığımız dogmatik yaklaşımı yazısında örneklemiştir:

 

"Ekibimizden bir diğer arkadaşımız (bu kişi ben oluyorum) söz alarak, kendisinden önceki konuşmacıların siyasi içerikli bazı söylemlerinden endişelerini dile getirdi. Bilim ile siyasetin birbirine karıştırılmaması gerektiğini söyledi. İşte bu argümandan sonra, salondaki bazı siyaset tutkunları öfkeyle karışık bazı açıklamalarda bulundular. Bizi "apolitik" olmakla, "siyaset yapılmaması gerektiğini savunmak" ile suçladılar. Yukarıdaki cümleden bunların ikisinden birini çıkarabilen bir arkadaşımız varsa, lütfen bize de nasıl çıkardığını aktarsın; ya da o günkü konuşmacılar bize ulaşarak görüşlerini aktarsınlar. Belki atladığımız bir şeyler vardır. Zira bu konuşmadan sonra yapılan yorumların tamamı "kızıl bayrak", "yumruk olmak", "örgütlü mücadele" anahtar kelimeleri ve kalıpları üzerinden döndü."

 

Görüldüğü üzere şartlanmış düşüncedeki insanlar her ideoloji içerisinde bulunmaktadır.

 

Eğer bilim yapacaksanız: şartlanmış düşüncelerinizle, nasıl tarafsız bakış açısına, nötr yaklaşıma, kendi düşüncelerinizi kırasıya sorgulayabilme yeteneğine sahip olursunuz? Bilimin temel kurallarını nasıl işleyebilirsiniz?

 

Ben koşullanmış düşünceye sahip değilim diyorsanız, konusu bilim olan bir sempozyumda siyasi görüşünüzü belirtmenizi nasıl açıklıyorsunuz?

 

Son sözü söylemek gerekirse, bilimsel ilerleme için tarafsız düşünceye sahip olmak, sorgulamacı olmak şarttır ve bu koşullar siyasetle bilimin karıştırılmasıyla asla sağlanamaz!

 

Saygılarımla...

 

B.E.

6 Yorum